Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 yorum

Kara Ütopya roman tarzında yazılan eserler içinde en çok öne çıkan iki eserden biri, “Cesur Yeni Dünya”. 1932 yılında ilk kez yayınlanan eser, rakibi George Orwell’in “1984” romanından 17 sene önce yazılmış olmasına rağmen, özellikle 2000'lerden sonra çok daha popüler hale geldi. Sanırım, buna sebep Huxley’in geleceğe yönelik öngörülerinin daha isabetli olduğuna dair kanaatin her gün daha fazla kuvvet kazanıyor olması.
Devamını Oku »

Ailesiz Toplum, Modern Family ... Ya Sonrası? ( Tam Metin)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 6 yorum

 


Ailesiz Toplum, Modern Family... Ya Sonrası ?



Yaklaşmakta olan büyük sarsıntıyı korkunç acılar çekmeden atlatabilmek, Soykütüğün yaratmayı hedeflediği baş dönmesi ile yok etmeden sekteye uğratmak ve başka bir hikayeye dönüşme olanağı sunmanın ne kadar başarılabileceği ile ilişkili.[1] 


Devamını Oku »

Ailesiz Toplum 6- Kim Bunlar, Direnebilir Miyiz?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 yorum

Önceki Yazı: Ailesiz Toplum 5- Aileye Ötenazi

Kim Bunlar ?

Prof Harari, “‘21. Yüzyılda ilerlemenin trenine yetişenler, yaratmanın ve yürütmenin ilahi kudretine ererlerken, geride kalanlar yok olma tehlikesi ile karşı karşıyalar... Yeni Dünya, "Süper Seçkinler” ve “Gereksizler” arasında bir dünya olabilirdiyor.
Devamını Oku »

Ailesiz Toplum 5- Aileye Ötenazi / İstanbul Sözleşmesi

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 3 yorum

Önceki Yazı: Bi Acayip Aileler.

Tüm bu acayip partnerli yeni aile formlarının insan nüfusunu etkileyebilecek yaygınlığa erişebilmesi için öncelikle kadının ve erkeğin birbirlerinden uzaklaşmaları yani ailenin yoldan çekilmesi gerekiyor.


Zehri altın tas içinde sundular  
Balı da ona suç ortağı ettiler    
Celaleddin-i Rumi  


 --Geleneksel Ailenin Hayat Damarlarının Kesilmesi - İstanbul Sözleşmesi  
Devamını Oku »

Ailesiz Toplum 4- Bi Acayip Aileler

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum

Önceki Yazı :Ailesiz Toplum 3 - Adam ZOOlog, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Farklı ve Aile Formları ya da "Modern Partnerler"

"..eğer onları farklı hikayelere razı edebilirsek ..." demişti Wendy Brown.
Müsaadenizle o farklı hikayelere girelim.

2009 Yılında Viyana’da yapılan Avrupa Birliği Aileden Sorumlu Devlet Bakanları toplantısında, dönemin Aileden Sorumlu Devlet Bakanının
[1] başını yiyen “Farklı Aile Formları” ibaresi, 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi ile kabul edildi.

Devamını Oku »

Ailesiz Toplum 3 - Kinsey Scalası, Toplumsal cinsiyet Eşitliği

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Önceki Yazı: Ailesiz Toplum 2- İnsansız Bir Gelecek

Iskartaların kendi kendilerine yok olabilmeleri için farklı hikayelere ihtiyaç var demiştik.

3-Alternatif Hikayeler
Devamını Oku »

Ailesiz Toplum- 2 İnsansız Bir Gelecek.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum


Peki ne olacak bu kadar işsiz (atık) insan?
Muhtemeldir ki, kitleler bu soruya cevap bulması için iki mercie dönüp bakacaklar: Birincisi devletler.
  
Devamını Oku »

Ailesiz Toplum - 1 Iskartalar

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 yorum

MODERN FAMİLY, AİLESİZ TOPLUM .... YA SONRASI?


Muhammed Turan’a Teşekkürlerimle,

Ariflerden değilim, derdimi kısa yoldan anlatmayı beceremiyorum, affola.

Yaklaşmakta olan büyük sarsıntıyı korkunç acılar çekmeden atlatabilmek, soykütüğün yaratmayı hedeflediği baş dönmesi ile yok etmeden sekteye uğratmak ve başka bir hikayeye dönüşme olanağı sunmanın ne kadar başarılabileceği ile ilişkili.”[1] 
Devamını Oku »

Avrupa'nın Travmaları 6 - Türkler

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Önceki Yazı:  Avrupa'nın Travmaları 5 - Dünya Savaşları   
Avrupa düşüncesini şekillendiren ve bugününe etki eden travmalar üzerinde düşünmeye çalıştığımız bu yazı dizisinde 6. başlığımız, Türkler.

Devamını Oku »

Avrupa’nın Travmaları 5 – Dünya Savaşları

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 yorum
Önceki Yazı: Sanayi Devrimi ve Komünizm

Yaklaşık 1600 küçük şehir devletinden müteşekkil olan Avrupa, 3-4 yüzyıl içinde 30 civarında isim/kavim etrafında toplanarak birleşme-devletleşme sürecini tamamladı. 1700’lü yıllara gelindiğinde bunlardan bir kaçı dünya çapında güç olabilmişlerdi. Bu güçler çok kısa bir zamanda bütün dünyanın başını belaya sokacak şekilde liderlik ve ganimet mücadelesine girdiler.
Devamını Oku »

Avrupa’nın Travmaları 4 - Sanayi Devrimi ve Komünizm

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Plassey Savaşı'ından sonra Robert Clive

Sanayi Devrimi ve Komünizm (İnsan Hakları)
(Bu yazılarda bir çok şey eksik)

15. Yüzyıldan itibaren Avrupalı gemiciler (korsanlar) Amerika, Afrika ve Hindistan’ı yağmalayıp, ele geçirdikleri her kıymetli şeyi Avrupa’ya taşıdılar.  Özellikle 1753 yılında Hindistan’da yapılan Plassey Savaşında Fransızları yenip Babür İmparatorluğunun dağ gibi altınlarını (Benzetme İngiliz komutan Robert Clive’a ait.) ve diğer hazinelerini İngiltere’ye taşımalarından sonra bu yağmanın ve sömürgeciliğin lideri İngilizler oldu.

Devamını Oku »

Avrupa’nın Travmaları 3 - Sömürgecilik ve Modernizm

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Önceki Yazı:Mezhep Savaşları 
Sömürge süreçlerini tarihsel olarak veren bir animasyon.

Sömürgecilik ve Modernizm 

5. Yüzyıldan itibaren kuzeyden Kıpçak ve Tatarlar, güneyden Araplar, doğudan Osmanlı tarafından baskı altına alınan Avrupa'nın denizden başka çıkışı yoktu. Rönesans, halkın içine girememişti ama Avrupa’ya önemli hediyeler vermeyi de başarmıştı.  Perçin, bunlardan biriydi. Demirin, perçinle bir araya getirebilmesi, Avrupa'nın buharı kontrol edebilmesini ve sıkıştığı alandan uzak mesafelere büyük gemiler gönderebilmesini sağladı. Üstelik artık Avrupa'nın elinde düşmanını uzaktan öldürebileceği top, tüfek de vardı.
Devamını Oku »

Avrupa'nın Travmaları 2- Mezhep Savaşları

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2017/12/avrupann-travmalar-1-salgnlar.html
Bir Önceki Yazı : Salgınlar
(Yazıda konular çok uzamasın diye çok kısa ve üstünkörü anlatılıyor. Sadece genel bir perspektif verilerek, hakim ideolojinin sorgulanması isteniyor. Bu yüzden her şeyin çok eksik olduğunu göz önüne almanızı rica ediyorum.)

Mezhep Savaşları gösteren bir gravür.
2- Mezhep Savaşları – Aydınlanma

Topraklarını ve insanlarını Kilise’nin emrine vermesine rağmen Avrupa, Tanrı’nın öfkesini (?) gideremedi. Salgın hastalıklar ardı ardına gelmeye devam etti. Üstelik salgın hastalıklar kendilerini belli ettiklerinde Manastırlar, şehirlerden önce boşalıyor, Kilise ve ruhban sınıfı da şehirden kaçanların arasında yer alıyordu. Fakir kalabalıklar, dehşetin kucağında yapayalnız kaldıklarını gördüler.
Devamını Oku »

Avrupa'nın Travmaları 1- Salgınlar

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Yazmaya kalktığım ancak haddimi çok aşan bu yazılarda, Batı Mantığının şekillenmesine  etki eden büyük travmalardan 8’inin üzerinde durmak istiyorum. Anlatacaklarım çok yüzeysel olacak. Halbuki bu konular için konferanslar hatta sempozyumlar düzenlenip, cilt cilt eserler yazılabilir. 

Devamını Oku »

Gördüğünüz, Fakirliğimizdir.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 5 yorum

Safer Efendi, 1999 senesinde dar-ı bekaya göçmüş bir Cerrahi şeyhi. Vefatından kısa bir süre önce İtalya’dan bir heyet kendisine misafir olur: Heyetten biri, “Türkiye’ye başka düşünceler ile geldik. Ancak bambaşka bir hal bulduk. ” Diye serzenişte bulununca, Safer Efendi; “Eğer yüz sene önce İstanbul’a gelip bir ayakkabıcı dükkanı açmak isteseydiniz; sizi Ahi teşkilatına yollardık. 
Devamını Oku »

Çıkdum Erik Dalına

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Şey'en Lillah , Allah için bir şeyler.
1. Kıta
Uğurlayın yapdum ana bühtan eyledi bana
Bir serçe geldi eydür kanı aldın kızımı

(Hırsızlık edip malını çaldım diye iftira eder
Bir serçe geldi, niçin aldın kızımı der)

Devamını Oku »

Yenildiysek, kendimize çalıştığımızdan. ihlas - 2

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum


[1]Şeytan insanın niyetine saldırır. Allah rızasının  içine kişisel bir şeyler katılabilirse, niyetin ihlası bozulur ve kişi Allah’ın korumasından çıkıp Şeytan’ın eline düşer. Demiştik. Oradan devam edelim.

Yusuf Kıssası[2], çok bilinen bir kıssadır. Yine de ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum: 

Devamını Oku »

Allah mülkünü Şeytan’a yedirmez. İhlas-1

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Hasan Aycın Üstad'dan
Uzun bir giriş yaparak anlatmak istediğim yere gelebileceğim. Sabrınızı istiyorum.
Aziz Kitaptan bir alıntı ile başlayalım. “Ve Şeytan dedi ki: “Hepsini azdıracağım, muhlis kulların hariç.”[1]
Devamını Oku »

HAKK – 5 – Aklın Efendisi.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Önceki yazı;

[i]İnsan Hakka tabi olmalı, yoksa Allah kişiyi kendine tapmaya mahkum eder. Diyor Yeşil Efendi.

Başka yol yok! Ya HAKK’a, ya kendine tapar insan. Ama kişinin kendine tapması, önce kendine sonra topluma felakettir.

Devamını Oku »

Kadın ve Huzur 3 - Bir arada mümkün mü?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Önceki yazı: http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2016/11/kadn-ve-huzur-bir-arada-mumkun-mu-2.html                    
Safer  1438 / ALANYA

Payam Boromand
 “Muhabbet yoksa gerisi cidaldir (mücadele).” (Ş. Yeşil)

Bir önceki yazıda; Modern Zamanlar Ailesine Aziz Kur’an’ın referans olamadığını anlatıp, bu ailenin çocuğunu kreşe, yaşlısını huzur evine, kendisini de işyerine mahpus etmeyi “özgürlük” saydığını, prestij kabul ettiğini, erkeğin kavvamlığını terke, kadının da kocası ile savaşa ikna edildiğini, artık “BEY”lerin patronlar, müdür ya da müşteriler olduğunu,bütün bunların patronlara daha fazla ve ucuz işçi temini için yapıldığını anlatmaya çalışmıştık.

Devamını Oku »

“Kadın ve Huzur” 2 - Bir arada mümkün mü?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
                                                                                                            Muharrem / 1438

 Ne yazık ki Kur’an, modern zamanlar Müslüman’ı için referans kaynağı olma vasfını yitirmiştir. 
 (Atasoy Müftüoğlu) 

İlk yazıda Bakara 228. Ayetten hareketle modern hayatın kadına, erkeğin “er”liğini kırmayı öğütlediğini anlatmaya çalışmıştık. Devam edelim.

Devamını Oku »

“Kadın ve Huzur” -1 Bir arada mümkün mü?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 yorum
                                                                                                                                Muharrem/1438

"...özgür düşüncenin iki düşmanı Avrupa'nın bilgeliği ve Amerika'nın faydacılığıdır. Yeni devletler bu ikisinin izni olmadan hiç bir fikri kabul etmek istemiyorlar..." 
                 (Simon Bolivar'dan alıntı. Eduardo Galeano, Aynalar s:206)

Devamını Oku »

Uhud'un okçuları.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
Hasan Aycın
 Uhud'un Okçuları                                                                                                                                         
Resuller, yeryüzüne insanlara nezaketi öğretmek için teşrif buyurmuşlardır.”  (S. Erhan)

İşitmek anlamak değildir. Çünkü anlamak “iş”le değil “hal”le ilgilidir. Mesela eskiler “Kuran’ı anlayamazsın.” dediklerinde; Kur’an’ı işitemezsin, mantığı kavrayamazsın demezler; bu bakışla “hal”ine yansımaz, hal edinemezsin derler. Çünkü anlamak işitmek değil, “hal” edinmektir.

Devamını Oku »

Secde - Kimin Secdesi ?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
                                                                 Dil-Ruba'ya şükranlarımla

Hasan Aycın üstatdan.
(Benim haddimi aşan bir konu. Cesaretim cahilliğimden. Hoş görmeniz ricası ile.)                                                                                                              
Aziz Allah (cc) Kur'an’da, insanın yaratılış merhaleleri[i]ni tanımlarken önce çamurdan "kalıbı"[ii] döktük, sonra çamura nefsini giydirdik,[iii] ardından ona, ruhumuzdan üfledik diyor[iv].

Devamını Oku »

Ruh Olmayınca Ceset Nedir Ki?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
                         (Yusuf Ziya Kosifoğlu'na)                                          
Ahzap Suresindeki meşhur ayetle başlayalım[1]; “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi…….

Göklerin, yerin ve dağların yüklenmeyi istemedikleri emanete[2] geçmeden önce   “emanet” hakkında birkaç hatırlatma yapmak istiyorum.,

Öncelikle “emanet”in tüm varlıklardan esirgenmesi gerekir. Ama özellikle diğer insanlardan korunması gerekir.
Devamını Oku »

Düşman Kim ? - 3 Düşmanı Kim Belirliyor?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
            -Yüzyıl önce "İnsanlara su satmalıyız." dediğimizde. "Dereler, pınarlar, göller, yağmurlar özgürce su taşırken, insanlar suya neden para versinler?" diyerek bize çılgın olduğumuzu söylemişlerdi. Onları öyle bir korkuttuk ki, para ödemeden su içebilen kalmadı.                                                                                                  
                                               (Jonathan Crary - 7/24)

Maddeperestlik/paratapıcılık her dinin içine sızmış en yaygın mezhep[i] ve ahlaki tahribatın en ciddi müsebbibi olmasına rağmen toplumun gözünden kaçırılır. Böylece toplumun onları düşman olarak görmesi önlenilir.

Devamını Oku »

Düşman Kim? - 2 Cocukları, kim zehirliyor?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Tevfik Çavdar Karikatürü
Maddeci (kapitalist) insan, sahip olduklarını artırabilmek için nesli, ekini, toprağı zehirlemeyi[i] ve hatta milyonlarca insanı öldürmeyi meşru görür. Kur’an bu insan tipini hedefe alarak, "düşman"ını tanımlar. Demiştik.[ii] Devam edelim.

Devamını Oku »

DÜŞMAN KİM 1 - Dini Kim Yalanlar?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Dini kim yalanlar?

Ahiret’i kim inkar eder?

Kim; Kıyamet gününe, yeniden diriltilip hesap sorulacağına, Cennet ve Cehennem’e “Yalan bunlar, inanmayın!”der?
Ateistler, deistler, agnostikler, Komünistler, putperestler şeklinde bir cevap verMiyor kadim Kitap.

Kur’an, Maun Suresinde soruyu sorup, şöyle cevaplıyor.
Eraeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne). Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm. Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn.

Dîni yalanlayanı gördün mü? Yetim[i]i itip kakan var ya; işte o yalanlar. Miskini doyurmayı da sevmez.

Devamını Oku »

HAKK 4 – “BEN”i HAKK'a bulamak. Şirk-et

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
önceki yazı :
http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2015/12/hakk-3-ben-sehveti-hakk-gizler.html

Hasan Aycın
“BEN”in kibirlenip, büyüyüp “var”lık iddiasında bulunması “HAKK”ın gölgelenmesi, görülemez olması ile neticelenir. Kişi ile HAKK arasına “BEN” girmiştir. Demiştik. Devam edelim.     
                     
Artık HAKK’lı olmak sadece Aziz Allah’ın razı olması demek değildir. HAKK, “BEN”in de razı olmasıdır. Hem “BEN” razı olacağım, hem “BEN”imin razı olduğundan HAKK.
“Şirk”et kurulmuştur. BEN ve HAKK ŞİRKeti. 

Devamını Oku »

HAKK 3 - “BEN”, “HAKK”ı Gizler.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
Önceki Yazı :
http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2015/12/hakk-2-hakka-ben-karstgnda-hakk-bulanr.html

HAKK’ı da Şer’i[i] de herkesin görebilir, ancak HAKK’ın peşine gitmek kadar, ŞER’den etkilenmemek, kötülüğün/kötünün etkisi altına girmemek de zordur. Kaybetmeyi göze alamayanlar HAKK’ın peşine gidemezler. Herkes HAKK’ı talep eder, ancak HAKK’ını veren azdır. Demiştik . Oradan devam edelim.

Eğer HAKK’sız (Allah’sız, Aziz Allah’ın razı olmayacağı yerde duran, zalim), “BEN”le yakın ilişki içinde olan biri olursa mesela anne, baba, iş sahibi, amir, eş, çocuk, arkadaş, müşteri, işveren veya bizzat kendim,  HAKK’ı görmek zorlaşır.

Devamını Oku »

HAKK - 2 Şer İşgal Eder.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Önceki yazı:
http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2015/12/hakk-3-ben-sehveti-hakk-gizler.html

Ahlak, HAKK’a Mahkumiyettir. HAKK’la başının bağlı olduğunu, onunla bir yeminleşme, bir ahid içinde olduğunu kabul etmektir. Demiştik. ( İlk yazı için http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2015/12/hakk-1-hakka-mahkumiyete-ahlak-denir.html )

Oradan devam edelim.

Mahkumiyet, alan sınırlar. Kişinin hareket alanını daraltır. Artık yapabilecekleri vardır. Yapamayacakları vardır. İstediği gibi kazanamaz, harcayamaz, yiyemez, içemez, dilediği yere gidemez, dilediği ile dilediği gibi olamaz.Mahkumdur.
Devamını Oku »

HAKK -1 ( HAKK’a mahkumiyete ahlak denir. )

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
HAKK’ Aziz Allah’ın isimlerinden. 
Aziz Allah HAKK’tır.

HAKK’lı, Allah’lı, 
Aziz Allah’ın razı olacağı yerde duran.

HAKK’sız, Allah’sız,
Aziz Allah’ın razı olmadığı yerde duran.

Haksızlığı bilinçli tercih eden, bile bile HAKK’sızdan yana olan, HAKK’sızlıktan çıkar sağlayan, HAKK’sızlığın sürmesi için çalışan, HAKK’ı gizleyen örtendir. Örten, yani kafirdir.
Menfaati için, bile bile HAKK’ı (Aziz Allah’ı) düşman edinendir kafir.

Devamını Oku »

Bağlar 2 – Performans bağları.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

 (1. yazıdan devam)Bağlar  2 – Performans bağları.

Batı Medeniyeti bağlar kıran değil,  bağlar vuran bir medeniyet. Özgürleştiren değil, işgal eden. Binlerce bağımlılık yöntemi ile insanı kullaştıran, modern zamanların modern köleliklerini üreten bir medeniyet.

Reklam, TV ve dizilerdeki rol modellerden toplumun zihnine bir “hayat modeli” giydiriliyor.  Toplumun idolü haline getirilen “özgür” kız, “bağımsız” oğlan ya da “akıllı”, “hür” vatandaş olmak “bağsız”, “bağımsız” olmakla değil, onların istediği markalara, bağımlılıklara bağlanmakla mümkün.

Devamını Oku »

Bağlar 1 – Bağlar kırmıyor, bağlar vuruyor.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

İnsan bağlar kuran, bağımlılıklar üreten bir varlık. Bağları, bağımlılıkları ile var olabiliyor. İlk anda anne babası ile kurduğu bağa ölene dek yeni bağlar ekliyor. Kardeşleri, arkadaşları, komşuları ile.... Televizyonu, sosyal medyası, sigarası, giysileri, markaları ile.... “Yatağımdan başka yerde uyuyamıyorum.” derken yatağı ile. Kutsalları, kavmi, grubu ile. Vatanı, şehri, sokağı, işi, evi ile bağ kuruyor.

Devamını Oku »

Nârî mi, Turabi mi?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Nebe Suresi 40. Ayet, zulmü baş tacı edenlerin “Keşke toprak olaydım.” Diyeceklerini haber verir.  

“Keşke yok olaydık” demezler “toprak” olaydık derler.

Hz Ali’nin lakabı “Ebu Turab”, toprağın babası.
Devamını Oku »

Batı Zihni ile İslam'a Bakmak 5 - Kur'an Anlaşılır mıymış ?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 5 yorum

“Kur’an anlaşılabilir mi?” Sorusu Modern Zamanlar Müslüman’ı için sorulmaması gereken, kişinin cehaletine ve hatta ahmaklığına işaret eden bir sorudur.

Kur’an’ın her tarafı “Bu kitap açık bir[i] kitaptır.[ii]” “Okuyasınız, anlayasınız diye indirilmiştir.[iii]” “Sizin için kolaylaştırılmıştır.[iv]” Ayetleri ile dolu iken “Bu kitap anlaşılır mı?” diye sormak onun için anlamsızdır.

Devamını Oku »

Batı zihni ile İslam’a bakmak. 4 – Sahihte nedir?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Önceki yazıda İslam Topluluklarının odaklarındaki bozulmanın medeniyetleri ile ilişkilerini bozduğunu anlatmaya çalışmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim.

Modern zamanların Müslümanı kendi medeniyetini, kendi alimlerinden/kaynaklarından öğrenmek yerine kulaklarını müsteşriklere çevirme tuzağına düşünce, kendi medeniyetinin kelimelerini anlayamaz, mantığını kavrayamaz hale geldi. 
Devamını Oku »

Batı zihni ile İslam’a bakmak 3 – Kur’an bize Yeter!-1

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

                                                                                                 

Bir önceki yazıyı “Sünnet, hadis ve menkıbelerin doldurduğu alanlar da “Sen boşalt. Onlar doldursun.” metodu ile tahrip edildi.”  diyerek sonlandırmıştık. Oradan devam edelim.

Modern zamanların Müslümanları, müsteşriklerden öğrendikleri usul (Batı zihni) ile İslam Medeniyetinin mirasına bakarak geçmiş dönem Müslümanlarının tecrübe, belge ve bilgilerinden faydalanma şartını (sahih) o bilginin ispat edilebilirliği veya güvenirliği ile ölçmeyi denediler.

Bakışlarını şüpheye çevirdiler.

Söz, sahibine ulaşabilirse, senedini getirebilirse “sahih”tir, dediler. ("Sahih"in anlamı için bir sonraki yazıya bakınız.)

Devamını Oku »

Batı zihni ile İslam’a bakmak 2 – Saldır ve Boşalt.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum


Karikatür: Alex Andreyev:Bazen gerçekleri görmek çok acı verici olabilir.
İsmet Özel’in meşhur olmuş sözüdür. “Bize hedefi gösterip “saldır” diyorlar, saldırıyoruz.”
Kötü örnekleri gözümüze sokuyor, abartıyor, ajite ediyor, hedef haline getirip saldır diyorlar. Saldırıp üzerine gittiğimizin, yok ettiğimizin ne olduğunu, toplumdaki işlevini, görevini, anlamını ne biliyoruz ne de merak ediyoruz.

Saldırıp boşalttığımız alanların boş kalmayacağının, mutlaka daha iyileri ile doldurup, yerlerine daha güzellerini ikame etmemiz gerektiğinin bilincinde de değiliz.
Sadece iyi niyetli olduğumuzu biliyoruz. Bu yüzden boşalttığımız alanların ilahi yardım ile dolacağının vehmindeyiz. Lakin dolmuyor.

Devamını Oku »

Batı zihni ile Kur’an Okumak. 1 (İyi de “Doğru”su Hangisi?)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Batı zihni ile Kur’an Okumak. 1  (İyi de “Doğru”su Hangisi?)  

Bir olaya şahit olanların, olayı değerlendirmeleri muhtemelen birbirlerin farklı olacaktır. Hatta bazılarının anlattıklarını dinleyince aynı olay üzerine konuştuklarından bile şüphe edilebilir.[i]

Bunun sebebi tek başına metnin veya olayın anlamı üretememesidir. Olay veya metin muhatap olanların sahip oldukları tecrübe, örf, bilgi ve hikmetle birlikte “mana/anlam” kazanabilir.


Anlam; her okuyucu, her seyreden ile birlikte yeniden üretilir.  Yaratan, her varlığı farklı yarattığından, yaratılanın ürettiği anlam da doğal olarak farklı olmak zorundadır.[ii]
Sıkıntı burada başlar.

Devamını Oku »

Harre Günü, “Allah Resulüne Esir Almak Yakışmaz.”

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
Bedir Muharebesi zaferle bitmiş çok sayıda esir alınmıştır. Hz Resulüllah, alınan esirlerin durumunu görüşmek üzere, önde gelen sahabeleri ile toplanmıştır. Resulün göz nuru dostu Hz Ebu Bekir (ra) esirleri Medine’ye götürüp kefaret karşılığı ailelerine geri verip ekonomik olarak biraz rahatlamayı önerir.  Hz Aişe’nin dediği gibi Hayber’in fethine kadar karınları  tamamen hiç doymamıştır. Öneri kabul edilir.

Devamını Oku »

Tanrilaşan İnsan şiddet Üretir (Bilge Adamlar Dergisi)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
(Bilge Adamlar Dergisi 35. Sayıda yayınlanmıştır.)
(Bu yazı Müslüman toplulukların içine düştükleri şiddet sarmalının bir yönüne dikkat çekmeye çalışırken, meselenin bundan ibaret olduğu iddiasında değildir).

         1. Dünya Savaşı galiplerinin ganimeti paylaşma mücadeleleri aradan geçen yüzyıla rağmen bitmedi. Savaşın en ciddi mağlubu Müslüman toplumların ödedikleri ve ödemeye devam edecekleri mağlubiyet bedelinin sonu gelmiyor. Son 200 yılda Batı medeniyetine karşı giriştikleri hiçbir mücadelenin nihayetinde galip gelemeyen Müslüman toplumların belki de ödemek zorunda kaldıkları en büyük bedel nesillerini/çocuklarını Batı medeniyetinin terbiyesine teslim etmek zorunda kalmış olmalarıdır.
Devamını Oku »

Müminlik, insanlık nöbetidir. Direniş, insan kalabilmekte.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum

İnsan ve eylemi arasına mesafe girdiğine insan insanlığını yitiriyor.

Suyu sıkılan insanın insanlığıdır.
George Orwell 2. Dünya savaşı notlarında "..  üzerimde uçan uçaklarda  son derece medeni,  eğitimli insanlar beni öldürmeye çalışıyor. Ne onlar bana karşı kişisel bir husumet besliyor ne de ben onlara. Hani derler ya "sadece görevlerini" yapıyorlar." diyordu.

Devamını Oku »

Pozitivizim Bunun Neresinde ?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Pozitivizm Bunun Neresinde? 

Bir arkadaşımın daveti ile mü’min yüzlü, mü’min yürekli bir grubun Kur’an derslerine katıldım. Sağ olsunlar, iltifat edip bu davetsiz misafiri geri çevirmediler.

Bu güzel arkadaşlar, Taha suresinin üzerine araştırıp, düşünüp, konuşuyorlardı.

Edward F Benson'un "Hilal ve Demir Haç" kitabının kapağından alınmıştır.
Taha Suresinin Hz Ömer’in etkilenip Müslüman olmasına vesile olan sure olduğu rivayet edilir. Konusu; benim ufkum dahilinde, girişinde de ifade edildiği gibi “her şeyin Allah’ın müdahale alanında ve gözetiminde olduğu[i]”nun bilinçlere yerleştirilmesidir. İkinci başlık ise resullerine tabi olup Aziz Allah’ın takdirini kazanan bir topluluğun nasıl bir süreçle lanetli bir topluluğa dönüşebildiğinin örneklerle anlatılmasıdır.[ii]
Devamını Oku »

Bilgiyi değil, güzel hareketleri çoğaltmak. Veya “İhtiyar Duası Severler [i]”

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 yorum
Bilgiyi değil, güzel hareketleri çoğaltmak. Veya “İhtiyar Duası Severler [i]


 “Azizler, sanki İslam (selam/şalom) çoktan gelmiş gibi yaşamanın gerektiğini anlayıp, sindirip hayatlarına yansıttılar. Onların “aziz” olmalarının sebebi de bu. Ne yazık ki hepimiz aziz değiliz ve olamıyoruz.  Eğer azizler olmasaydı “insan” nasıl olunur bilemeyecektik.…. Onlar bize yol gösterirler.  (Onlar yolun kendisidirler[ii].) Yolun yürünebileceğini bize kanıtlarlar….”[iii]

Devamını Oku »

Veli Paşa ile Allah'ı karıştırmak.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Ya Yok edilen Nesil ?
1992-93 Yıllarıydı. İlim-Menzil çatışmasının hızlı zamanları. Bitlis’ten mi Muştan mı gelmişlerdi hatırlamıyorum.  Çok serttiler. Üst üste şablon ayetleri sıralayıp, biz demiyoruz “Allah diyor” diyorlardı. Cemaat farzdır diyorlardı. Ve Cemaat biziz. Tağuta değil Allah’tan olana uyun diyorlardı. Emire/ halifeye uymayan tağuta uymuştur. Tağuta uyan onlardandır.  Mürtedin hükmü ölümdür. Diyorlardı. Siz kitap okuyun, çelik çokmak oynayıp nutuklar atın, biz 10 sene ye kalmaz İslam Devletini kuracağız diyorlardı.
Tanrı makamından konuşuyorlardı. Dilleri, fikirleri, konumları Allah ile özdeşleşmişti. Oradan buyuruyorlardı.

Devamını Oku »

Zoka 3 - Kirletmedik Diye Temiz mi Kaldık? (İsmet Özel)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum
Kirletmedik Diye Temiz mi Kaldık? (İsmet Özel) (Zoka 10-3)
İslam ümmetinin 1400 yıllık gelenekten, süreçten koptuğunu/koparıldığını söylemiş, yetişen neslin 1400 yıllık geleneğin mirasından faydalanabilecek bir hareket tarzı geliştiremediği gibi, İslam geleneğinden koptuğunu, farklı bir menzilde yol aldığını fark edebilecek bir bilinçten de yoksun olduğunu konuşmuştuk.

1.Dünya savaşından sonra İslam edebini taşıyan unsurların bertaraf edilip sırlanması ile oluşan boşluk, galip Batı tarafından dayatılan, sömürge modeli eğitim metodları ile dolduruldu. Ne yazık ki en az yüzyıldır neredeyse tüm İslam coğrafyasında İngiliz veya Fransız sömürge tipi eğitimler ile nesiller EĞiliyor, EĞitiliyor.[i]

Devamını Oku »